Ağlayana da meme kalmamış memlekette

at yapboz rüyalar alper eratilla


Şimdi açık konuşmak gerekirse, bir şeylere seyirci kalabilmek oyuncu olmaktan daha zor. Buna saçma sapan erdemler yüklüyor millet. Söz gümüşse sukut altınmış, sabreden derviş muradına erirmiş, büyüklük sende kalırmış, sessizliği asaletindenmiş… Ben bir padişah torunu falan değilim baştan söyleyeyim. Hem altın erkeğe haram demiyor mu sarıklı din bilginleri?(ulema) :)…

Savaşıyorum. Ve bu savaşı kutsal anlamlar yüklemeden yapıyorum. Sırf bu arenaya çıkabilmek için doğmamış bir sürü kardeşimi ölüme ittim ben annemin rahminden, aynı sizler gibi. Hayat böyle başlıyorsa, neden farklı bir şekilde sürmesini bekliyorsunuz? Gerçekte olduğunuz şeyi inkar ettiğiniz sürece karşı tarafa ne koyarsanız koyun, terazinin yükselen kefesinde olamayacaksınız. Dümdüz bir ovadayız, zirveler ancak biz yaratırsak var. Ben bunun için ölülerimi üst üste koyuyorum.

Neden mi dedi orada bir ukala? Her şeyi anlamsız bulan, tüm kötülüğü dünyaya yükleyen hayatı sadece ay başı günlerindeki kalitesiz ve sancılı anlara benzeten umutsuz melankolik güruhtan bir ses geldi sanki. Nedenini söyleyeyim, kekliği düz ovada avlarlar…Oyunun ille de gösterişli bir sona ihtiyacı yok. Her şey bir ilizyon bile olsa, bizler şapkadan çıkan tavşanlar değil, birer sihirbazız. Tılsımlı kelimelerimiz var. Susup mızıkçılık yaparak içine etmeyin şu oyunun daha fazla. Kendi başına oynamak hiç zevkli değil. Hala mırın kırın yapan göt, sen iki dakika sus bakayım.

Bir rüyada yaşıyoruz, ansızın kaybolmandan belli. Gerçekten korkabilirdim, aynı kapılar farklı odalara açılmasaydı, belki…Günaydın size atım, avradım, silahım, belki de bugün uyandık, devran döndü, günümüz geldi. Göreceğiz…