Buzdolabı karılar

rüyalar gece kolsa buz dolabı kadınlar
Öncelikle şunu belirteyim, karı kelimesinden hoşlanmayan bir karıysanız sanırım sizinle hiç sevişemeyeceğiz, üzgünüm. Ama içiniz rahat edecekse ağzınıza geleni söylemekte özgürsünüz. Gördüğünüz gibi benim makaram sarı bağlıyor. Aylardan da kasım, gelseydi gelirdi Ekim’e kadar…

Bazı karılar var, lokum gibi moruk. Ağızda dağılıyor. Ufak tefek oluyor birde böyleleri. Peş peşe üç dört tanesini atıyorsun, ne şişkinlik yapıyor ne ishal. Hacıbekir’in askerleri gibi de dizili duruyorlar yan yana genelde. Ben açlıktan ölmedikçe girmiyorum bu lokum işine ama. Lokumla karın mı doyarmış?Peh..

Bazıları da peynirli poğaça gibi. Dışarıdan bir bakıyorsun, uf! Sıcacık, yusyuvarlak! Ağzından seller akıyor, arap kızları bir tuhaf oluyor manzarayı görünce. Gidip kokluyorsun önce, mis gibi, sıkıntı yok. Mayası da iyi, biraz bastırınca gömülüyor parmakların içine. Neyse, tam bir ısırık alıyorsun, o da nesi, peynir! Bildiğin peynir ya. Ama zeytin ya da patateste olsa aynı hayal kırıklığını yaşıyorum ben. İçi dışı bir olacak karı dediğinin. Sürprizler tabi ki güzel şeyler. Ama karpuzun kabak çıkması hoş bir sürpriz değil.
He karpuz demişken… Böyleleri de var. Karpuz evrensel bir benzetme olduğu için çok detayına girmeyeceğim, papaz değilsiniz ya, anlıyorsunuzdur. Bunlar aslında oldukça iyidir. Bir ağırlıkları vardır, etraflarına ördükleri o sert kabuk içerideki hazineyi saygı duyulacak bir muhafazakarlıkla muhafaza eder. Öyle hemen ulaşamazsın, her yerde her mevsimde yetişmezler. Tek kötü tarafları, çabuk tükenirler ve en son elde kalan sadece o asil kabuklarıdır. Onları da ancak eşekler yer.
Bazıları süt gibidir, faydalıdır, iyidir ama gaz yapar. Bazıları reçel gibidir, masaya koyar koyar yemezsin. Bazıları ekmek gibidir, başka bir şeyin yoktur, çaresiz kuru kuruya yersin. Bazıları bal gibi güzeldir, kaşık kaşık yersin, bir yakar kendine gelemezsin. Yumurta gibi olanı var, sanki tavuğun kıçından çıkan senmişsin gibi kasıla kasıla oturur karşında, ama kabuğunu kırmadan da ne kadar cıvık olduğunu bilirsin. Sebze gibi karılar var, hafızaya, göze, kansere, ota, boka iyi gelir. Bu evde zaten bir hıyar var deyip yine sağlıksız beslenmeye devam edersin…
Eğer sen de benim gibi ne istediğini bilmeyen bir hıyarsan dostum, bu saydıklarıma bakıp tatminsizlikle kapağını kapatırken buzdolabının, ansızın dank eder kafana ideal kadın… İstediğin bütün özellikleri barındıran şey bir insan olamazdı ya! Çünkü ne görsen istiyorsun. E al sana işte. Orada hepsi var. Ama eksi yirmi dört derece. Bazı karılar buzdolabı gibidir. Teknolojisinden, parmak izi tutmamasından, tek kapısından etkilenir alırsın. Sonra içine ne koysan derin derin dondurur, başka da bir yol bilmezler. İçlerinden nur da çıksa buz gibi çıkar. Ağzını açık bırakırsan kokar, kapalı tutarsan da açlıktan ölürsün. Ne anladım böyle aşktan? Isıt ısıt ye ızdırabını.
-Ya midem kazındı moruk, poğaça falan bir şeyler mi atıştırsak ayaküstü?
-Dur olum, ileride kebapçı var…



Tek Yorum

  1. Adsız
    Kasım 19, 2014
    Yanıtla

    ARA LAN BENI ARA – BILAL-

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir