Fısıltılar -2-

Ben senden dizlerinin üzerine çökmeni istemiyorum. Önümde saygıyla eğilmeni de. Mucizelere de ihtiyacın yok bana inanmak için, yaşadığın sürece…

Gel erkek kardeşim. Seni soluk alışlarımın rüzgara dönüştüğü dünyaların zirvelerine götüreyim. Benden ol. Ben ol. Tahtıma oturmaktan çekinme. Adıma buyruklar ver. Seni ayaklarına nasırlar bağlayacak amansız yollardan geçireceğim önce. Sen bana isyan edeceksin. Ama seni cam kırıklarında yürütmek isteyecekler onlar, ve o gün bunu hissetmeyeceksin, sayemde. Gel erkek kardeşim, omuzlarını çökertecek taşlar taşıtacağım sana, avuçlarını kesecek incecik ipler vereceğim eline tırmanman için o zirvelere. Yoruldukça isyan edeceksin bana. Ama onlar tonlarca “erdem”lerini yüklemeye çalıştıklarında sırtına, taze bir dal gibi eğilip bükülmeyeceksin, sayemde. Seni dilini alev alev yakacak acılarla besleyeceğim, kulaklarını sağır edici çığlıklarımla terbiye edeceğim. Bu sayede en hain fısıltıları duyacaksın ensende uçuşan, ve en acı sözler bal gibi akacak dudaklarından. Gel erkek kardeşim, kalbini mavi gökyüzünün perdelediği sonsuz, gerçek, saf, güzel karanlıkla dolduracağım. Böylece parlak yüzlerinde dolaşan ihanetlerin gölgelerine gör olacaksın onların, kandırılamayacaksın. Benimle gel erkek kardeşim, bende sana ışığı getireyim.

Gel kız kardeşim. Seni soluk verişlerimin fırtınaya dönüştüğü vadilere götüreyim. Benden ol. Ben ol. Tahtıma oturmaktan çekinme. Adıma buyruklar ver. Seni bedeninin taşıyamayacağı toprakların altına yatıracağım. Sen bana isyan edeceksin. Ama onlar seni soldurmaya çalışacakken, sen nadide bir çiçek olarak büyüyeceksin, sayemde. Gel kız kardeşim, seninde omuzlarını çökerteceğim, avuçlarını keseceğim. Dilini yakacağım, kulaklarını sağır edeceğim. Kalbine karanlığın safını çelikleyip, sanada ışığı getireceğim.

Samimiyetimi göreceksiniz kardeşim. Ben seni lüzumsuz mucizelerle kandırmaya çalışmıyorum. İstemeden düştüğün hataların diyetlerini biriktirmiyorum. Sizden saklanmıyorum. Ve size hiçbir şey vaadetmiyorum. Sadece dostluğunuzu kazanmak için elimdekileri paylaşıyorum. Bunlarda nacizane zekam, dostluğum, asaletim, dirayetim ve  kabiliyetlerim.

Senin gibi kanayabilsem, akıtırdım kanımı can olsun sana diye. Senin gibi yapıp-edebilsem, sırtıma alıp taşırdım seni içine düştüğün karanlıklar boyunca aydınlığa doğru. Ama ancak fikrin olabilirim zihnine buyur ettiğin. Ben sana zincir değil, bir zeytin dalı uzatıyorum kardeşim. Gel. Yükselelim.