Gelgit

Bu şehirler hep geride kalacak, retina kontrollü kapılarımdan geçebildiğin sürece seyahatini sürdürebileceksin benimle kadın. Gözünü kırpmadan bakmalısın yüzüme. Tereddütler mi kaybettirecek bize? Öyle olmayacağını umuyorum. Zaten yeterince bahanem var kendi adıma…Belki sen tüketmişsindir. Ümit ediyorum…

Seni cansın sanmıştım. Ama ecelimmişsin, benim nerden baksan çift hecelimmişsin kadın. Hangi bedene taşınırsan taşın, bir ismi haketmiyorsun. Ben o ismi kızıma vereceğim ve bende kalan sıfatlarını da, kadın. Sen ancak bana kızımı verdiğinde gerçekten kadınım olabilirsin. Ama gerçekten, bir ismi haketmiyorsun kadın. Şimdi nefretlerim bir yana, seni çok ama çok seviyorum kadın…

Göğsümde bir çürükle kirli sular içip hayatta kalmayı öğrendim, ve sen yanına ulaşamam zannettiğin bulutlarına yükseldin… Sen cansan, ben havayım kadın. Üşüyorum sen yokken. Ve titriyor bulutlar çarpınca bana. Ağlayıp düşürüyorlar seni yanaklarıma. Sen yaşsan ben kuruyum kadın. Emiyorum seni gözeneklerimden. Tortuların siliniyor üstümdeki ama, bir cevhersin ki içimde ki, artarsın da azalamazsın. Açılsan da deryalara, yuvan toprak kaybolamazsın. İstersen koş aksi istikamette. Ama dünya yuvarlak kadın. Peşinden koşarsam kirleniyorum. Seni tertemiz bekleyeceğim ve sen, tertemiz bana çarpacaksın, yüzün yerde. Yerle gök arasında bir yerde, avuçlarıma alacağım yüzünü, ve tanıyacağım seni gözünden kadın…

Eğer tekrar ölürsen, doğuşun işte böyle olacak.