Kadınlarıma

Havalar gittikçe nefes kesici bir hal almaya başladı. Öyle ki geceleri uyumamak için sahip olduğum mazeretlerim her geçen gün daha da artıyor.Siz diğer yüzlerce okuyucunun arasına karışıp beni özveriyle takip eden belli başlı kadınlarım, gözünüzü karartıp yanıma gelmelerinize karar verdiğinizde lütfen bari gündüz vakitlerinde gelin artık. Ertesi gün yorgun ve terlemiş olarak başlıyorum güne, ve çalışmalarımı engelliyor. En azından yağmurun yağmadığı veya Tanrı’nın penceremizden içeri üflemediği günlerde. Teşekkür ederim.

Aranızdan bazıları benden yerine getiremeyeceğim isteklerde bulunuyor. Yanlış anlamayın, kimseyi şikayet ediyor değilim 🙂 Ama bilin diye söylüyorum, Bugün gelmiş olduğum noktaya gelmemde türünüzün etkisi büyük. Ben sizleri sevdim. Hala da seviyorum. Sizler güzelsiniz, cömertsiniz. Yeri geldi mi bir anne kadar şefkatli, yeri geldi mi bir kardeş gibi bulunmaz sırdaşlarsınız. Ne var ki bu özelliklere en uzun süre sahip olabileniniz bir köpeğin ömrü kadar muhafaza edebiliyor durumunu. Siz şimdi üzülmeyin ama, ne bir annesiniz, ne de kardeşsiniz.
Sizin probleminiz, güzel kadınlarım, uğruna gerçekten bir savaş vermiş olmadığınız topraklara bir an evvel bayrağınızı dikmek istemeniz. Daha tahtımın kraliçesi olmadan ordularıma buyruklar verme cürretiniz mağlup ediyor sizi. Belki bana sunduğunuz tüm güzellikler gerçekten içinizden geliyordur. Özledim dediğinizde özlemiş, seviyorum dediğinizde sevmiş, içeri buyur ettiğinizde gerçekten de kocaman arzu etmiş olabilirsiniz. Ama lütfen, bütün bunların ve sonrasında araya koyduğunuz sınama mesafelerine karşı olan ilgisizliğimin kaynağını sorgulayın. Gördünüz mü? Mesafeyi çok geç koyuyorsunuz..
Hepinize karşı elimden geldiğince dürüst ve samimi olmaya çalıştım. İçinizden bir kaçınızın aynı anda hayatımda olması çok nadir ve kısa süreli oldu. Ama siz de tanrı ile beraber şahitsiniz ki bunu açık açık belirtmekte hiçbir zaman tereddüt etmedim. Birinize karşı bir diğerinizin anısına hakaret etmedim. Sizi sefil köpekler gibi bir erkeğe yakışmayacak şekilde pusulara yatıp kahpece ayartarak elde etmedim. Ben sadece olduğum yerde durdum, sizde durduğum yerde oldunuz, var olun.
Bazılarınıza çok samimi sözler sarfettim. Büyük vaatlerde bulundum. Çünkü içimden geldi. Sizin de istekleriniz bu doğrultuda olsaydı, verdiğim sözleri tutabilmek için tüm engellere karşı gece kadar kör, daha önce hiç ölüm görmemiş bir aptal kadar cesur, ve tüm oyuncaklarını paylaşacak kadar sizi sevmiş bir çocuk gibi içtenlikle davranacağımı biliyorsunuz.
Ama tüm bunlara rağmen, çok fazla şeyi çok kısa sürede istiyorsunuz, güzel kadınlarım. Hakimiyet, geçmişin unutulması ve şu an söylersem bariz yalan olacağını bildiğiniz bir sürü şeyi duymak… Bense çok az şeyi çok uzun bir zamana yaymak istiyorum. Yoldaşlık, aşk ve paylaşmak.
İçinizden birine veya bir başkasına bunların hepsini mutlaka vereceğim. O zaman geldiğinde bundan en çok ben mutluluk duyacağım. Ben sadece güzel bir yüz ve sevimli bir çocuk değilim. Sadece hırslı bir piç ve ukala bir dahi de değilim.Kiminizin az kiminizin çok döktüğü göz yaşlarınızın aktığı, sadece döktüğünüz göz yaşları kadarını bilebildiğiniz bir denizim ben. Henüz gözleri ıslanmamış olanınız varsa da, bu sözlerimi buraya kadar okumasının sebebiyim en azından. Cılız dalgalarımla istemeden incitebileceğim kadar zayıf ve zavallı kumsallar aramıyorum. Gürültüleriyle coşup kabarıp, şimşekleriyle sevişebileceğim fırtınamı arıyorum ben! Eğer içinizi rahatlatacaksa, hala bakiresiniz yani. Çünkü ben hala dingin ve çarşaf gibi dümdüz duruyorum. Siz nefesinizi tutmadan boyunuzu aşan yerlerime kadar dalıp daha fazlasını kaldıramayacağınızı söylüyorsunuz, dediğim gibi, mesafeyi çok geç koyuyorsunuz.
Hepinize teşekkür ederim. Konuşmalarıma, hareketlerime, fikirlerime karışıp beni zenginleştiriyorsunuz. Bende sizden gelenleri özüme katıp varlığımca yaşatıyorum. Hepiniz iyi birer arkadaş oldunuz güzel kadınlarım. Umarım biriniz günü geldiğinde daha fazlası da olur.Eğer o “fırtına” siz değilseniz, o zamana kadar lütfen sadece serin vakitlerde gelin. Malum havalar çok sıcak.