Nassın?

Saat 9:00 çıkıyorum ya evden…

Okyanuslar içesim var
Ağzım kupkuru  palavralar sıkmaktan..
Güneşe üfleyip te uyusam mı biran önce?
Sürekli peşimden koşan gölgem gibi
Soluk ve yerlerde hissettiriyor nedense,
Durmadan yetişmeye çalıştığımda benim ha!
Halbuki, uçmak için kanatlara,
Konmak için yuvaya ihtiyacı olmayan
Sıradan, aptal bir güvercinin tüyü olmak vardı…
Rüzgarın sırtında “bananeler” çize çize alçalmak,
Ama düştüğümde aynı kuşun aynı tüyü kalmak…
“Nassın?” dendiğinde, “giriyim!” diyebilirim mesela…
Ah!Ah!…
Nesli tehlikede hayvanların pahalı ,
Giyene cani gözüyle bakılan o mükemmel kürklerinin
Ucuz taklitleri gibi hissediyorum kendimi!
İçi boş, çevreci kokoşların giydiği basit bir entari…
Nerden baksan boktan…
Şekeri bitince tükürülen sakız,
İştahla kesildikten sonra kabak çıkan karpuz,
Öfkeyle edildikten sonra bile
Kavgaya sebep olamayan zavallı bir küfür gibiyim bugün..
Saçma denecek kadar mantıksız…
Hiç denecek kadar yok hissediyorum…
Gözlerim kulaklarım fazla geliyor hani..
Okyanuslar içesim var
Ağzım kupkuru  palavralar sıkmaktan..
Ama vazgeçemiyorum..
Gene biri demez mi,
“Nassın abi?”
“İyilik be n’olsun…”