Temas

rüyalargecekolsa alper eratilla

Ucuz romanlar yazmaktan sıkıldım. Ne mi yapacağım? Zam tabi ki 🙂 Siz zavallı geri zekalılar ne kadar para dökerseniz o kadar tatmin oluyorsunuz. E, o zaman bana düşen de sizleri bir güzel..

Şaka bir yana, ciddi sıkıntılarınız var bu konuda. Ambalajımdan gözlerinizi alıp içime ulaşamıyorsanız lütfen kendi halime bırakın beni. Çünkü ben temas etmek istiyorum, ellenip bırakılmak değil. Tek başıma da güzelim ben. Siz birileri söylemiyorsa tek başınıza şarkı bile söyleyemiyorsunuz, beş para etmezsiniz yani. Dahası, sizin gibi beşini değil elli beşini bile yan yana koysan yine beş para etmez. Etmiyor işte. Birlikten bile kuvvet doğuramıyorsunuz hayal gücü kısırları sizi. Neyse, maksimum okuyacağınız karakter sınırını da aştık, dağılın artık. Ben gerçek okuyucularımla konuşacağım bundan sonrasında.

Hoşgeldiniz dostlar! O kadar mutluyum ki! Bugün bir hazine buldum ve sizinle paylaşmak istiyorum. Böylece siz de zenginleşirsiniz, ve içimizden biri bir gün elindekileri kaybedecek olursa beraberce onun eksiğini tamamlayabiliriz. Tabi ki bu bende olabilirim.  Tanışıklığımızın böyle tek taraflı olması benim için hiç önemli değil. Size temas edebiliyorum. O halde size güveniyorum da. Gerçekten, iyi ki varsınız.

Bir ayna buldum bugün. Sade, gümüş bir çerçevesi var. Ne kendisi ne de çerçevesi hiç kararmamış. Uzunluğu boyum boyunca, eni de enim enince. Bir yerlerden mi bulduğum yere getirilmiş yoksa orada mı yapılmış bilmiyorum. Fakat hiç kanırmamış taşındıysa da eğer, sağından soluna kayarken bakışlarınız şekliniz bir an bile eğilip bükülmüyor. İç ya da dış bükey özelliği yok. Mevcudiyetiniz neyse tas tamam onu gösteriyor sadece. Karşısında saatlerce olabildiğince dik durup seyrettim kendimi. Onun pürüssüz yüzeyinden kendimdeki çatlaklara baktım. Yaklaştım, uzaklaştım, yan döndüm düz durdum, o hep çok netti. Aşık oldum o aynaya. Dokunmak istedim iç güdüsel olarak. Parmaklarımın camının üzerinden yine kendi parmaklarıma değişini izledim hayretler içinde. Soğuktu. Yalnız öyle bir büyüsü vardı ki bu aynanın, sanırım ben ona hiç dokunamadım. Hissettiğim parmak uçlarımda ki kendi soğukluğumdu. Ne kadar yoğunlaşırsam aynadan o kadar uzaklaşıp kendi gözlerime bakar buluyordum gözlerimi. Kusurlarımı gördüm. Hiç farkında olmadığım, kendime asla yakıştıramayacağım kusurlar gördüm aksimde. Önce gözlerim dolar gibi oldu. Sonra onun da aynı anda aynı tepkiyi verdiğini görünce tarifsiz bir huzur ve mutluluk kapladı içimi bir anda. Kendime bakarken ona hayran oldum, aşık oldum. Çünkü ona bakarken gördüklerim, nereden baksam bir ilkti benim için. Nasıl mümkün olabilir ki bu? Çözemiyorum.

İstenç, arzu, merak, tutku ve teslimiyet taştı içimden! Sırrını bilmek istedim aynanın. Sordum, hem bulunduğum yerden, hemde onun içinden, bulunduğum yerin iki katı uzağından yani.. Benimle ilgili tüm detayları olduğu gibi gözler önüne sererken, kendisi hakkında tek kelime etmiyordu. Ama duramazdım, elim arzularımın eli, kolum arzularımın koluydu. Zorla soydum o güzelliği, gümüş elbisesini çıkarıp attım üzerinden. Arkasını çevirip sır’ına baktım. Başım dönmeye başladı, dizlerimdeki eklemler küçük tırtıllara döndü sanki aniden. Simsiyahtı çünkü sır’ı. Beklenmeyecek kadar hem de bir periden… Aşık oldum aynaya, çünkü o, arkasında ki bu karanlığa rağmen ışıl ışıl renkler doğurmuştu,benim ‘aksime’…

O ayna benim! Benim olacak. Renklerim de sizlerin olsun. Sizler de rengarenk olun, var olun…



5 Yorum

  1. Aralık 9, 2014
    Yanıtla

    Aynaya baktıkça hatırladığın seyler var mi genç?

  2. Aralık 9, 2014
    Yanıtla

    Keşfetmek icin aynaya degil insana ihtiyac var genc. Bence!

  3. Aralık 9, 2014
    Yanıtla

    Bir keşfin anlatımını güçlü kılabilmek için de "teşbih"e ihtiyaç vardır bazen değil mi. Sence? 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir