ANNELER GÜNÜ 1907-2019

ANNELER GÜNÜ 1907-2019

Anneler gününüz kutlu olsun anneler! Yavrularıyla kocaman kucaklaşmak varken, onları al bayrağa sarıp toprak ananın kucağına filizlenmeye bırakan annelerimin de anneler gününü ayrıca kutluyorum. Hepiniz iyiki varsınız. En sıkı takipçim olan annemin yanaklarında da tekrar öpüyorum, söz yarın toplayacağım odamı.

Sabah kalkınca birden aklıma takıldı, ne zaman güle eğlene kutladığımız bir gün olsa, arkasından kol gibi trajik olaylar çıkıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mirası hariç. Hatta o bile, çünkü o gün her ne kadar kutlu ve mutlu bir gün olsa da elde edene kadar ödediğimiz bedeller ortada.

Hayır hayır, benim demek istediğim daha çok dünya kadınlar günü, sevgililer günü, işçi bayramı gibi arkasında bariz cinayetlerin ve insanlık dışı bir takım utanç abidelerinin bulunduğu tarzdan günler. Yas ilan edilmesi gerekirken bayram gibi kutlanan, resmen o günü yaşayan kahramanlarının anısını yaşatmak adına başlatılan fakat sonra doğal olarak kaynağı unutulan günler. Ve araştırdım.

Bu yazıyı, her sene en azından bir defa bize annelerimizin yüzüne bir gülümseme yerleştirip onları mutlu etme imkanı veren Anna Jarvis’e ithaf ediyorum.

İlk Anneler Günü ve Anna Jarvis

Anna Maria Jarvis 1 Mayıs 1864′ de Amerikanın West Virginia eyaletinde dünyaya geldi. Hayatında öyle fantastik olaylar olmayan, öğretmenlik yaparak geçimini sağlayan sıradan bir amerikan vatandaşıydı. 1902 yılında babasını kaybetti ve annesi ile beraber Philadelphia eyaletine taşınıp hayatlarına orada devam etmeye başladılar.

Fakat 3 yıl sonra, 9 Mayıs 1905’de annesi de öldüğünde bizim hikayemiz resmen başlamış oldu. Şüphesiz babasının ölümüne de üzülmüştür ama Google’a Anna Jarvis yazınca anneler günü çıkıyor, “baba” kelimesi hep bir defa geçiyor makalelerde. Buradan babalara mesaj, çocuklarınızla daha çok ilgilenin.

Neyse, hayat gailesi, koşturmaca, iş-güç derken bir anda annesini kaybeden Anna,belki doğru belki yanlış, ona henüz yaşarken gerekli ilgiyi gösteremediğini düşündü ve bu yüzden kahroldu. İki sene boyunca yas tuttu, Annesi artık karşılık veremeyeceği için “platonik” bir mertebeye varan sevgisi, ona yalnızca “yürekten sevenlerin” anlayabileceği türden bir gaye verdi ve o da kendisi de dahil tüm anneleri ölümsüz kılmak adına bir faaliyete girişme kararı aldı.

1907 senesinin 2. pazar gününde, yani annesinin ölümünün ikinci yıl dönümünde arkadaşlarını evine davet ederek, onlara o günü tüm ülkede “anneler günü” olarak “kutlama” fikrini sundu. Bu koca yürekli kadının düşüncesi, kendi pişmanlığını başkalarının da yaşamaması, bütün annelerin henüz hayattayken hak ettikleri sevgi, saygı ve ilgiye kavuşmaları düşüncesi oradaki herkesin (babalarda dahil) onayını aldı.

Önde gelen bir giysi tüccarı, bu kar amacı gütmeyen organizasyonun ilk seferi için finansör olmayı teklif etti. İlk anneler günü Anna’nı annesinin 20 sene boyunca dini dersler verdiği Grafton’ da ki bir kilisede 407 çocuk ve annelerinin de katılımı ile 10 Mayıs 1908 yılında kutlandı. Anna, orada ki bütün anne ve çocuklara, kendi annesinin en sevdiği çiçek olan beyaz karanfillerden hediye etti, ki bu beyaz karanfil o günden sonra Amerika’da anneler günün sembolü haline gelecekti.

Fikir her tarafa yayıldı. Anna tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile sesini büyük gazete patronlarından iş adamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar herkese duyurdu. Bugünün milli bir bayram olmasını istiyordu. Ama 1909 yılında bir çok senatör bugünün bir tatil günü veya özel bir gün olarak kutlanılmasını gereksiz bulmakla kalmadı, çok ağır dillerle eleştirdiler.

Ama Anna çalışmalarına yılmadan devam etti çiçekçilik sektörünün de o sıralar Anna’nın anlam veremediği ölçüde büyük destekleri sayesinde senatonun onay vermesini beklemeden bir çok eyalette anneler günü herkes tarafından gayrı resmi olarak kutlanılmaya başladı.

En sonunda 8 Mayıs 1914 yılında senato bugünü resmen kabul ve ilan etti. Kısa bir süre içerinde tüm Amerika, hatta başka ülkeler bile anneler gününü kutlar hale gelmişti.

Kapitalizminin Anneler Gününe Etkisi

Anna sonunda muradına ermiş, annesini ve tüm anneleri onure etmeyi başarmıştı. Ama hikayemiz neden daha trajik olmasındı ? Bir gün bir de baktı ki, anneler gününde çiçek, hediye ve tebrik kartı satışları tavan yapıyor. Hadi insanlar hediye alsın güzel bir şey, ama bu ürünleri sunan firmalar öyle bir reklamlar yapıyor ki, sanki o gün annesine çiçek almayanlar puşt. Fakirler annelerine hediye alamayınca mahcup, hediye alamayan anneler de “aman canım zaten ne gerek var masraf etmeye” derken bir yandan üzgün. E oldu mu şimdi? Sıçtınız günün anlam ve önemine diye isyan ediyor Anna haklı olarak.

Güç bela yarattığı bu farkındalığı ve özellikle annesinin anısını gölgeleyen bu oluşumlara karşı mücadeleye dönüyor birden hayatı. İnsanlara hediye almamaları için çağrılarda bulunuyor. Anneler gününü ticari bir meta haline getirmeye çalışan tüm şirketlere haydut, hırsız, aşağılık fırsatçılar diye sesleniyor, hepsine takibi imkansız da olsa davalar açmaktan geri durmuyor.

Kiliselere, okullara ve kadın örgütlerine bizzat bahçesinde yetiştirdiği annesinin o güzel karanfillerini bedavaya gönderen Anna, bir yandan da onlara en azından bu beyaz karanfilleri para ile satın almamaları konusunda serzenişlerde bulunuyor. Ama sizinde devlet büyüklerimizin çok yerinde söylemlerinden aşina olduğunuz üzere “Atı alan Üsküdar’ı geçti” ifadesine toslayıp kalıyor. Açtığı tüm davaları birer birer kaybediyor Anna…

Hatta çiçekçiler birliği bir gün gelip, “Sus kadın! Al sana bugün ki hasılattan bu kadar sıfırlı kay payı!” teklifinde bulundukları zaman hepten yıkılıyor. Kalan ömrünü adamaya niyetlendiği görme engelli kız kardeşi Elsinore 1944 de ölünce en sonun da zilleri takıp oynamaya başlayan bizim zavallı Anna’mızı mutsuz, yarı görmez ve yapayalnız bir şekilde akıl hastanesine kapatıyorlar.

1 Mayıs (sonradan işçi bayramı) 1864’te doğan Anna Maria Jarvis, 24 Kasım (sonradan öğretmenler günü) 1948′ de anne olamadan hayata gözlerini yumdu. Bu trajedilerin içinde belki de en fantastik olanı, akıl hastanesinde kalması için gereken ücretin ödemesini Anna’ya onlara böylesine yağlı bir kazanç kapısı sağladığı için müteşekkir olan bir grup çiçekçinin yapmasıdır. Allah’tan ona söylememişler. Arabesk filmi gibi lan olaya bak.

Sonuç

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanmakta olan “Anneler Günü” neresinden bakarsanız bakın kıymetli bir gündür. Hikayesi de böyledir. Şimdi, buraya kadar yazdığım her şeyi unutun, annenizi hatırlayın.

Seni çok seviyorum annecim! iyi ki varsın..