Not Tutmak

Bazen o kadar yükseklere çıkarsın ki, bir daha ne zaman o tepelere tırmanacağın belli olmadığı için süreci geliştirmek ve kaliteli yaşama/düşünme standartlarını korumak için kendine notlar tutmak gelir içinden. Spor eklemek istersin mesela hayatına. Veya müzik. Ya da ne bileyim, en azından o an elde ettiklerini korumak adına kayda geçmiş olmak için not tutarsın.

Fikirler akıcı ve yoğundur. Uzun araştırma ve edinimlerin ürünleri gibi olgunlaşmış, taze, böyle ne bileyim sulu sulu gelir hani bazen yükseklerde. Sen; “Ben bunları düşünmek için ne yaptım ki?” dersin. Fakat aslında hayat heybende birikmiştir gerçekten de bir şeyler, teleffuz edecek mertebeye ulaşamamışsındır bir türlü henüz. Sonradan anımsamanın çok zor olacağına dair delilin yoktur belki ama, içten içe biliyorsundur, kabını akıntıya daldırıp yola çıkamazsan, derenin kenarından başka yerde yaşayamazsın.

Söz uçar yazı kalır, düş görünür tadı kalır akılda. İki kelimeyi bir araya getirmeye üşenmesen, karakter formatında fotoğraflarını çekmiş gibi olabilirsin halbuki zihninin. Yaşamak, hayatta kalmak için gereken kaç tane faaliyet varsa, hepsini istisnasız birlikte yaptığın bir kişi var hayatında. Onunla sesli olarak sürekli konuşur hale gelirsen deli derler. Ama birbirinize notlar yazıyor olsanız, bir düşünsene? Sorgulasan mesela kendini. Cevaplamaya çalışsan sonra, dürüstçe. Anlamadığını hissetmeye başlasan sürekli değiştiğini. Asla aynı kalmadığını. Ve bunun ne kadar kaçınılmaz, ne kadar da doğal bir süreç olduğuna ikna etsen kendini.

İlla ki bir adi kağıt parçasına da olsa notlar tutmuşsundur ve bunlardan bazıları geriye dönüp baktığında şaşırtır seni. O anı yaşamış olan “kendin” değilde bir başkasıymış gibi gelir ya hani. İşte, belki gerçekten de bir başkasıdır o notu yazan. Onu daha iyi tanımak istemez miydin? E yani çok zor değil. Bir kalem, bir kağıt parçasına zamanı bir süreliğine de olsa hapsedebiliyor. Sana ne kadar lazım?

Not: Bu şekilde de kullanılıyor.