TATLI RÜYALAR

Selam size oksijen kardeşlerim! Sadri Alışık selamı hemde. Nasıl, bu aralar fotosentez pek karın doyurmuyor değil mi? Bende erken döktüm yapraklarımı bu sefer. Cıscıbıl kaldım kışta kıyamette :). Allah’tan artık gazım kartlı değil de olur olmadık zamanlarda tükenip ayazda bırakmıyor beni. Armut minderlerim de var artık, gömülüyorum içine, bir de bilgisayarın fanını çıkarıp kucağıma aldım mı sıcacık oluyor genital bölgem dizlerime kadar. Tavsiye ederim.

Televizyonum yok. Kitap falan da okumuyorum artık. Sarmıyor. Kadın desen o da kalmadı. Tek başıma hidayete ermenin yollarını arıyorum kocaman evde. Kendim çalıp kendim dinliyorum. Tam bir mastürbasyon tadında hayat. Her günüm yaklaşık böyle geçtiği için kendimi tatmin etme konusunda da oldukça aşama katettim. Kendi kendime eşli dans edebiliyorum mesela. Kendi cebimden para aşırıyorum. Sonra kendimi yakalayıp, çok bir bok başarmış gibi kendimi tebrik ediyorum, bir de paranın bir kısmını ödül olarak veriyorum kendime  Ne oldu, mastürbasyon deyince başka şeyler mi gelmişti aklınıza? Onlar da var tabi, ama baya bir hamlamışım o konuda. Malum otomatik vitese alışınca manuele geçiş zorluyor insanı.

Neyse amacım pislik çıkarmak değil. Ortamın samimiyetinden dolayı içimi döksem kimse yadırgamaz diye düşündüm. Bu benim bir diğer şarkım, sözlerini görüp sohbetimize devam edelim:

Kapı açık, yolum uzun, yüküm ağır…

Yola çıkmanın tam vakti….

Son sözler hep ağır gelir, gözlerin dolar,

Şimdi susmanın tam yeri..

Kendimi bulmama ne gerek var?

Kaybetmekte kararlıyım…

Doğacak güneşin, ümidiyle,

Karanlıkta sabırlıyım…

Masal gibi dinlendik, doldu sayfalar…

Satır sonu, bitiyoruz…

Hatırlamak ağır gelir, uykun kaçar,

Tatlı rüyalar diliyoruz…

Bunları bir ara adam gibi bir stüdyoda ayık kafayla kaydedeceğim. Davul, bass, hatta saksafon bile olacak. Şimdilik dahili mikrofonumun ve istismara uğramış gibi çıkan sesimin çok kusuruna bakmayın. Malum teknoloji her gün hayvan gibi gelişiyor, bir kayıt yaparım shakira söylüyor sanırsınız  

Google mail atmış geçen, bot musun değil misin diye. Bende depresif düşüncelere zerk oldum bir anda. Ulan dedim, 24 yaşıma geldim, hala bir bot olamadım mı? Her şeyi bilen Google’ın bana bu soruyu sorması ruhumda yeni yeni çatlaklar açılmasına sebep oldu takip eden bir kaç saat boyunca. Sonra da dedim ki, ulan herkes sanki çok mu bot, bende neysem neyim… Kovdum umurumdan. Oh! O önce kendine baksın. Belirli gün ve haftalarda logonu değiştirmekle karakter sahibi olunmuyor, düdük!

Neyse, işte Sherlock Holmes gibi takılıyorum bütün gün. Bir tek ingiliz aksanım eksik. Müşteri geliyor bazen, bu davanın ilginç bir tarafı yok deyip ilgilenmiyorum. Ama param kalmamışsa biraz ilgileniyorum. İpuçları arıyorum kendime dair ortalıkta. Yazdıklarıma bakıp bir profil çıkartmaya çalışıyorum, biraz gözüm ısırsa da daha çıkaramadım. Olsun, en azından gözümü doyuruyorum. Tavana doğru gri bulutlar üfleyip onları at,koyun, keçi hayvanlarına benzeterek eğleniyorum. Bol bol kahve içip gitar çalıyorum. Bazen de bir taksiye atlayıp özellikle trafiğin yoğun olduğu güzergahları seçerek kafamı cama yaslayıp bakıyorum etrafa ne var ne yok diye. Dün Tunus yolunda bir kaza olmuş otuz dört dakika sürdü Tunalı’ya varmam:)

İşte böyle. Şarkılarımı paylaşırken biraz daha huzurlu oluyorum. Sonuçta onlar birer hayal ürünü. Ve ben bir rüyada yaşadığımı biliyorum. Tatlı rüyalar diliyorum!